İÇ ve DIŞ GÜVENLİK POLİTİKAMIZ İçişleri
Kamudaki hantal bürokratik işleyişin ıslah edilmesi ve devlet tarafından vatandaşa götürülecek her türlü hizmetin süratli ve verimli olması en temel önceliğimizdir. Bu sebeple vali, kaymakam ve idare amirlerinin yürütme görevlerini daha etkili ve verimli bir biçimde icra etmelerine engel olan mevzuata bağlı problemler ortadan kaldırılacaktır. Milli birlik ve bütünlüğümüzü muhafaza eden fakat aynı zamanda yerel yönetimleri güçlendirerek devletin işleyişini dinamik ve verimli hale getiren bir yapı kurulacaktır.
Ülkemizin jeopolitik ve jeostratejik önemi ve tarihi sebebiyle dış güçlerin hedefinde olduğu bilinmektedir. Yıllar boyu, siyasi, dini ve etnik ayırımlar suni olarak oluşturularak ülke bölünmeye, parçalanmaya çalışılmıştır.
Bu sıkıntıların şuurunda olarak önceliğimiz, devletiyle, milletiyle, birlik, beraberlik içinde, ülkemizin korunması ve milletimizin rahat ve huzurunu temin etmek olacaktır. Ülkede huzuru sağlarken adalet ve hak ölçülerinden asla taviz verilmeyecektir. Toplumda hak gözetilmez ise sosyal ve ticari hayat başta olmak üzere hayatın her safhasında uzun süreli huzurun olamayacağının, devletin bekasının dahi hak ve adalet ölçülerinden geçtiğinin şuurunda olacağız.
Terör örgütleri, adları her ne olursa olsun, nereye hizmet ederse etsinler, nereden yardım alıyorsa alsınlar, hukuk içinde mücadele edilerek süratle etkisiz hale getirilecektir.
Terör örgütleriyle dağlarda mücadelenin en etkin yolunun, dağlarda hareket kabiliyeti kazanmış özel harekât polisleri ve özel eğitilmiş jandarma marifetiyle olduğu tecrübelerden bilinmektedir. Bu konuda gereken araç, gereç başta olmak üzere her türlü maddi, manevi destek verilecektir.
Terörle mücadelenin sadece bilinen yöntemler ile olmadığının da farkında olan partimiz, başta manevi kalkınma, eğitim, ekonomik destek olmak üzere, terörü oluşturan etkenlerin ortadan kaldırılması için gereken her türlü tedbiri alacaktır.
Bir toplumu içten içe kemiren, yoksullaştıran ve geri bırakan en önemli belalardan birinin yolsuzluk, zimmet ve rüşvet olduğu da bilinmektedir. Partimiz bu toplumsal hastalığın ortadan kalkması için de gereken her türlü çalışmayı yapacaktır. Bu hastalığın en etkili ilacı olan "önce ahlak ve maneviyat" anlayışının hakim kılınmasının yanında, kamu harcamalarında ve ihalelerinde şeffaflık sağlayıcı önlemler ve etkili denetim mekanizmaları hayata geçirilecektir. Özellikle kamu ihaleleri mercek altına alınacak, zaman aşımı ile ilgili kanun hazırlanacak, kurulacak özel ihtisas mahkemeleri aracılığı ile yargılama yapılacaktır.
Toplumu son zamanlarda çok rahatsız eden kadın cinayetleri, çocuk istismarı, magandalıklar, uyuşturucu kullanımı, trafikte ölüm ve yaralanmalar başta olmak üzere toplum huzurunu kaçıran problemlerin kaynağına gidilerek çözüm bulunacak, bu gibi olaylar olabilen en düşük seviyeye indirilecektir. Toplumdaki bu huzursuzlukların, olaylar oluşmadan, eğitim ile azaltılması çalışmalarına da özel bir önem verilecektir.
İç göçlerin ülkeyi çok farklı problemler ile karşı karşıya getirdiği görülmektedir. İç göçün en aza indirilmesi için gerekli sosyolojik ve ekonomik tedbirler süratle alınacaktır.
Köylerden şehirlere olan göçlerin, ülkeyi özellikle tarım ve hayvancılık alanında çok zor durumlarda bıraktığı da bilinmektedir. Bunun sosyolojik ve ekonomik gerekçeleri acilen araştırılarak çözüm bulunacaktır.
Dış göçler ile ülkeye beş milyona yakın kişi gelmiştir. Bu göç dalgasının, önlem alınmaz ise ülkemizde çok farklı boyutlarda olaylara sebep olması da kaçınılmaz olacaktır. Bu sebeple, bulunduğu ülkelerdeki terör-savaş sebebiyle ülkemize göç eden göçmenlerin ülkelerindeki savaş bittikten sonra topraklarına dönmeleri en büyük arzumuzdur. Bu süreç zarfında, bu göçmenlerden ülkemiz adına yararlı olabileceğine inandığımız göçmenlerin, arzu ediyorlarsa, Türk vatandaşlığına kabulleri de değerlendirilecektir.
Belediyelerin kanunda belirtilen başlıca hizmetleri yanında özel sektör ve organize sanayi bölgeleri ile işbirliği içerisinde istihdamı arttırıcı girişimlerde bulunmasına öncelik verilecektir. Halkın belediyelerin iktisadi teşekküllerine ortak edilerek bu kuruluşların gelirinden pay almalarını sağlayacak bir sistem hayata geçirilerek yerel yönetimlerin halkın refah düzeyinin artmasına katkıda bulunmaları sağlanacaktır.
Toplumsal huzur ve barışın sağlanmasında temel prensibimiz; suç işlendikten sonra vatandaşı cezalandırmak değil, asıl olarak suçun işlenmesinin önüne geçilmesi için koruyucu yöntemlerin geliştirilmesi ve gerekli şartların oluşturulmasıdır.
Ahlak ve maneviyat bir toplumu ayakta tutan ve güçlü kılan en önemli unsurdur. Bu sebeple toplumsal ahlakın ve manevi hayatın koruyucu tedbirlerle muhafazası ve güçlendirilmesi için gerekli adımlar atılacaktır.
Toplumumuzun ve özellikle gençlerimizin sağlığa zararlı ve gayri ahlaki etkilerden korunması için devletin ilgili kurumlarının en etkili biçimde ve koordineli bir şekilde çalışması sağlanacaktır.
Doğu-Güneydoğu Politikamız
Prof. Dr. Necmettin ERBAKAN hocamızın Başbakanlığında bütün bakanlıkların, belediyelerin ve sivil toplum kuruluşlarının değerli katkıları ile hazırlanan Doğu-Güneydoğu Anadolu Kalkınma hamlesinin takipçisi olacağız.
Ekonomik refah düzeyinin yükselmesinin bütünleşmenin sağlanmasında etkili olacağı aşikârdır. Bölgede maddi kalkınma hamlesi başlatılacak, üretime ve istihdama yönelik sanayi tesisleri kurulacak, tarım ve hayvancılık gerekli teşvikler ve adımlarla yeniden canlandırılacak, bölgeye devlet eliyle gerekli her türlü destek sağlanacaktır. Böylelikle bölgenin kalkınması, işsizliğin ortadan kaldırılması sağlanacaktır.
Bölge illerindeki havaalanlarının eksiklerinin tamamlanması modernleştirilmesi, organize sanayi bölgelerinin ve sitelerinin tamamlanması, bölgede tesis kuracaklara hazine arsalarının mümkün olan yerlerde ücretsiz verilmesi, bölgedeki doğalgaz şebekesinin tamamlanması, bölgedeki tesislerden beş yıl vergi alınmaması, sulama ve sanayi için %50 tenzilatlı su ve elektrik verilmesi sağlanacaktır.
Bölge insanına bilhassa tarım ve hayvancılık alanında uygun şartlarda, tatminkâr destekler verilecek, köye dönüş teşvik edilerek gerekli her türlü kolaylık ve destek sağlanacaktır.
Ekolojinin uygun olduğu sulanabilir alanlarda ikinci ürün tarımı yaygınlaştırılacaktır.
Gelir ve nimetlerin bölgeler arasında adil bir şekilde paylaşılmasını sağlayacak adımlar atılacaktır.
Bölgeye verilen yatırım teşvikleri en üst düzeye çıkarılacaktır, bütçe sınırlamaları kaldırılacak ve icraat hızlandırılacaktır. Öncelikli olarak yarım kalmış bütün tesisler tamamlanacaktır. Ciddi ve cesur teşvikler vasıtasıyla özel sektörün bölgede yatırım yapması özendirilecektir.
Çalışan tesislerin kapasite kullanım oranları arttırılacaktır.
Komşu ülkeler ile iyi ilişkilerin kurulması ve sınır ticaretinin de geliştirilmesiyle bölgede ekonomik rahatlama sağlanacaktır.
Alt gelir guruplarındaki ailelere yönelik ayni ve nakdi sosyal destekler arttırılarak devam edecektir.
Maddi kalkınma hamlesine paralel olarak manevi kalkınma hamlesi de gerçekleştirilecektir. Manevi kalkınma hamlesi ile terör doğduktan sonra onunla mücadele etmek yerine, gençliğin terör unsurlarının propagandasından etkilenerek bu unsurların eline düşmesinin önüne geçmek üzere önleyici tedbirler alınacaktır.
Tarihi gerçeklerin de gösterdiği gibi, bizler millet olarak aynı inancın evlatlarıyız, aynı ruh köküne sahibiz, ayrımcılık ve çatışma bize asla yakışmaz. Bin yıldır birlikteyiz, bundan sonra da mutlaka birlikte olacağız. Hiçbir kimse her nasıl ki, öz kardeşinden vazgeçemez ise, bizler de Doğu ve G. Doğulu vatandaşlarımızın kardeşliğinden asla vazgeçemeyiz. Bu sebeple ulusal bütünlüğün, kardeşlik bağının kuvvetlendirilmesi ve her türlü ayırımcılığın önlenmesi temin edilecektir.
Bölgede yaşayan vatandaşlarımız İslam dünyasının şerefli bir kavmi ve parçasıdırlar. Bölge insanının kalbi İslam dünyasında atmaktadır. Bu gerçekten hareketle bölge ile ilgili her çözüm İslam faktörünü göz önüne almadan tasarlanamaz ve yaşama şansı bulamaz.
Yeni nesillerimizin hem Batıda hem Doğuda ve G. Doğu'da, bu şuurla eğitilmeleri, “İslam Kardeşliği” bilinciyle yetiştirilmeleri hayati öneme sahiptir ve kurtuluşun anahtarıdır.
Milli Eğitim, Kültür Bakanlıkları, Diyanet İşleri Başkanlığı ve İlahiyat Fakülteleri ile birlikte toplumu aydınlatma faaliyetleri yapılacak ve bu faaliyetlerin duyurulması için medya imkânları azami ölçüde kullanılacaktır.
TRT’nin sevgiyi, saygıyı, kardeşliği ve yardımlaşmayı teşvik eden ilke, konu ve kuralları işleyen programlar hazırlaması temin edilecektir.
Adaletin etkin olarak tesis edilmesi, terör ile mücadelede kanunların doğru bir şekilde uygulanması, vatandaşların can ve mal güvenliğinin teminat altına alınması ve vatandaşlık haklarının korunması sağlanacaktır.
İnsan haklarının korunmasını ve geliştirilmesini sağlamak, insan hakları ihlallerini belirlemek ve çözüm önerilerinde bulunmak üzere "İnsan Hakları Yüksek Kurulu" ve “İnsan Hakları Müsteşarlığı”nın kurulması sağlanacaktır.
Bölgeye atanacak yönetici personelin idealist, bilgili ve tecrübeli kişilerden olmasına özen gösterilecek ve bu personele, bölgenin ihtiyaçları doğrultusunda ve bölge halkına hizmet verecek şekilde ön eğitim verilecektir.
Devlet-Millet kaynaşması esas olduğundan, bölgedeki görevlilerin halkı devletten soğutacak tutum ve davranışlardan kaçınmaları ve bölge halkına yaklaşımlarında şefkat unsurunu ön plana almaları sağlanacaktır.
Devletin millet için var olduğu prensibi ile hareket edilerek, "gardiyan devlet" anlayışı yerine "garson devlet" anlayışı hâkim kılınacaktır.
Bölgedeki vatandaşlarımızın ana dilini öğrenmesi ve kullanması üzerindeki baskılar ortadan kaldırılacaktır. Herkesin dilediği dilde konuşması, yayın yapması ülkemize ancak kültürel zenginlik getirir.
Bölgede ilgili bakanlıkların atanma yapılmayan boş kadrolarının tamamlanması sağlanacaktır.
Bölge illerindeki üniversitelerde yapılan araştırmaların öncelikli olarak kendi illerindeki kalkınmayı sağlayacak projelerden olması teşvik edilecektir.
Sağlık personel açığı özendirici tedbirler ile çözülecek ve bölgedeki sağlık tesislerinin tıbbi teçhizat yönünden eksiklikleri acilen giderilecektir.
Ayrıca, dış güçlerin, yabancı gizli servislerin bölgedeki faaliyetlerinin engellenmesi için gereken adımlar atılacaktır. Bu noktada güçlü, yaygın ve hızlı çalışan bir istihbarat ağının yanında eğitim ve medya yoluyla da bilinçlenme sağlanacaktır.
Maddi ve Manevi Kalkınma alanında atılacak bütün bu adımlarla, bölgedeki sorunlarla mücadele günübirlik ve tepkisel bir mahiyetten, önleyici ve kalıcı bir yapıya kavuşturulacaktır.
Milli Savunma
Kahraman ordumuzun en doğru şekilde eğitilmesi, en modern silahlarla donatılması, caydırıcı gücünün artırılması en önemli vazifelerimizdendir.
Ülkemizin 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrası yüz yüze kaldığı silah kullanım kısıtlamaları ve sonrasındaki silah ambargosuyla birlikte ‘milli ve yerli’ savunma sanayinin önemi daha da iyi anlaşılmıştır. Yakın zamanda ABD ile “Uzun Menzilli Füze Savunma Projesi’nde yaşanan zorluklar, müttefik ülkelerden sağlanan silah ve teknolojilerin istenilen yerde kullanılmasına yönelik kısıtlamalar, Türkiye’nin acil olarak milli ve yerli savunma sanayini geliştirmesini zorunlu hale getirmektedir.
Milli savunma alanında dışa bağımlılıktan tam manasıyla kurtulmak, yerli ve milli savunma sanayini geliştirmek, savunma alanındaki tüm teknoloji ve yazılımları milli hale getirmek, kaynak kodları elimizde olmadığından dolayı kritik bir anda üretici ülke tarafından kullanılmaz hale getirilebilecek silahlar ve askeri araçlar yerine kaynak kodları, elektronik aksamı ve tüm yazılımları tamamıyla yerli ve milli olan silahlarla ordumuzu donatmak en önemli görevlerimizdendir.
Teknolojik bütün imkânlar seferber edilerek her türlü zırhlı muharebe araçları, radar sistemleri, insansız hava araçları, güdümlü füzeler, elektro optik gözlem ve hedefleme sistemleri ve bunların komuta kontrol sistemleri milli olarak üretilecektir.
Ülkemizde savunma sanayii firmalarının daha çok iç talebi karşılamak üzere üretim yaptıkları gözlemlenmektedir. Uzun dönemde sektördeki yurtiçi talepte ortaya çıkabilecek daralmaları göz önüne alarak bu firmaların ihracata yönelik üretim yapmaları teşvik edilecektir.
Aselsan, Havelsan, Roketsan, TAİ ve Makine Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK) gibi kurumların teknolojik ve ekonomik bakımdan daha da güçlü yapıya kavuşmaları amacıyla gereken her türlü destek sağlanacaktır.
Savunma sanayinde bilimsel ve teknolojik kapasitenin geliştirilmesi, teknoloji transferinin sağlanması ve daha etkin ve daha üretken bir yapıya kavuşmamız için öncelikli olarak D-8 ülkeleriyle teknoloji transferi sağlanacak, ortak ürün geliştirme ve üretimi için gerekli çalışmalar yürütülecektir.
Ülkemizin savunma sanayinde bu hedeflere ulaşabilmesi amacıyla, bilimsel bakımdan yüksek niteliklere sahip insan gücünün istihdamına uygun ortam hazırlanacaktır.
Savunma Sanayii Destekleme Fonu güçlendirilecek ve savunma sanayinin sürekli finansmanını sağlayabilecek kapasitede olması sağlanacaktır.
Yurt savunmasının etkili bir şekilde yapılabilmesi için ordumuzun eğitim faaliyetleri sosyal, stratejik, bilimsel ve teknolojik gelişmeler de dikkate alınarak güçlü bir şekilde devam ettirilecektir. Güçlü ve kurumsal bir ordunun çekirdeğini oluşturan ve ecdat mirası olan askeri lise ve harp okulları yeniden açılacaktır ve bu okullar ordumuzun ihtiyaç duyduğu her türlü araç, gereç ve teçhizat ile güçlendirilecektir.
Ecdadı şehit ve gazi olan bu memleketin evlatlarına askeri eğitim veren kurumlarda şehitlik ve gazilik mertebelerinin manevi değerini tam manasıyla özümsetecek bir eğitim verilecektir.
Ordumuzun ihtiyaç duyduğu durumlarda profesyonel ve alanında uzman askeri ve sivil personel istihdam edilecektir.
Çağın ihtiyaçlarına göre güncellenmiş milli güvenlik derslerinin tüm ortaöğretim okullarında sürdürülmesi, gençlerimizin fiili askerlik görevi başlayana kadar bu alanda hazırlanmaları son derece önemlidir.
Silahlı kuvvetlerimizde profesyonel asker miktarının ve yüksek teknoloji ürünü silah ve teçhizatın artırılması, buna mukabil askerlik süresinin kısaltılması hedeflerimizdendir.